TSRS Nedir? Şirketler İçin Önemi ve Uyum Süreci
Yalnızca çevresel etkilerin yönetilmesi anlayışından ayrılan sürdürülebilirlik kavramı, günümüzde şirketler için kurumsal yönetim anlayışı, risk yönetimi süreçleri ve rekabet avantajı açısından stratejik bir önem taşımaktadır.
Bu doğrultuda sürdürülebilirlik raporlama süreçleri de şirketler açısından giderek daha kritik hale gelmektedir. Türkiye’de yürürlüğe giren Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS), şirketlerin sürdürülebilirlik verilerini daha şeffaf, karşılaştırılabilir ve sistematik bir şekilde raporlamasını amaçlamaktadır.
TSRS Nedir?
Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS), şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki performanslarını şeffaf ve karşılaştırılabilir bir şekilde raporlamalarını sağlayan standartlardır.
TSRS standartları, IFRS Sustainability Disclosure Standards kapsamında yayımlanan IFRS S1 ve IFRS S2 ile uyumlu iki ana bölümden oluşmaktadır.
TSRS Şirketler İçin Neden Önemlidir?
Stratejik dönüşümün desteklenmesi ve sürdürülebilirlik performansının daha şeffaf bir şekilde yönetilmesi gibi faydalar sağlayan TSRS, kurumsal yönetim yapılarının güçlendirilmesine de katkıda bulunmaktadır.
Bu süreç şirketlere;
-
Yatırımcı güveninin güçlendirilmesi,
-
Kurumsal şeffaflığın artırılması,
-
Sürdürülebilir finansmana erişimin desteklenmesi,
-
Uluslararası pazarlarda rekabet avantajı elde edilmesi,
-
İklim risklerinin daha etkin yönetilmesi
gibi önemli avantajlar sunmaktadır.
TSRS Uyum Süreci Nasıl Yönetilir?
TSRS uyum süreci, şirketlerin sürdürülebilirliği kurumsal süreçlerine entegre etmesini gerektirir. Bu kapsamda şirketlerin yönetişim yapısını oluşturması, düzenli veri toplaması, iklimle ilişkili risk ve fırsatları değerlendirmesi ve finansal raporlama süreçleriyle entegre bir sürdürülebilirlik yönetimi oluşturması gerekir.
Başarılı bir TSRS uyum süreci için şirketlerin öncelikle mevcut durum analizini yaparak TSRS kapsamındaki yükümlülüklerini belirlemesi gerekir. Ardından sürdürülebilirlik performans göstergeleri (KPI) oluşturulmalı, iklimle ilişkili risk ve fırsat analizleri gerçekleştirilerek gerekli iyileştirmeler yapılmalı ve raporlama süreçleri düzenli olarak yürütülmelidir.
Doğru planlanan bir uyum süreci, hem yasal gerekliliklerin karşılanmasını hem de sürdürülebilirlik performansının etkin şekilde yönetilmesini desteklemektedir.
TSRS ile GRI Arasındaki Fark
TSRS ve GRI, sürdürülebilirlik raporlamasında kullanılan önemli çerçeveler olmakla birlikte amaç ve odak noktaları bakımından farklılık göstermektedir.
TSRS, yatırımcıların ve finansal paydaşların ihtiyaç duyduğu sürdürülebilirlik bilgilerinin finansal raporlamayla birlikte sunulmasını hedefler. Bu nedenle finansal önemlilik yaklaşımını esas alır ve IFRS S1 ile IFRS S2 standartlarıyla uyumludur.
GRI (Global Reporting Initiative) ise şirketlerin ekonomik, çevresel ve sosyal etkilerini daha geniş bir paydaş kitlesine açıklamasını amaçlayan uluslararası bir sürdürülebilirlik raporlama standardıdır.
Şirketler, TSRS ve GRI standartlarını birlikte değerlendirerek daha kapsamlı bir sürdürülebilirlik raporlama yaklaşımı benimseyebilir.
Sonuç
Sürdürülebilirlik raporlaması, şirketlerin uzun vadeli dayanıklılığını, risk yönetimi yaklaşımını ve sürdürülebilirlik stratejilerini ortaya koyan önemli bir yönetim aracı haline gelmektedir.
Bu nedenle sürdürülebilirlik raporlama süreçlerinin doğru planlanması, veri yönetimi altyapısının oluşturulması ve TSRS gerekliliklerine uyumlu sürdürülebilirlik yönetim yapılarının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır.
TSRS uyum sürecinizi A&A Consulting uzmanlığıyla yönetebilirsiniz.





